2020 Mart Ayında Okuduğum Kitaplar 📚


Evde daha çok vakit geçirebildiğimiz bu dönemde kitap okumaya daha fazla vakit ayırabiliyor olmam beni çok mutlu ediyor. Okuduğum kitapları Instagram hesabımda (@fulinblog) sıcağı sıcağına paylaşıyor olsam da blogda sene başında başladığım bu seriyi Mart ayında atlamışım, gecikmeli de olsa kaldığımız yerden devam edelim :)

Evren Sizi Destekleyecek

Bildiğimiz çekim yasası, sevgi yoluyla evrenden istemek, evrene güvenmek, ona bırakmak ve istediklerini almak hakkında bir kitap... İçerisindeki birkaç meditasyon önerisi hariç farklı hiçbir şey anlatmıyor, bu yüzden hakkında uzun uzun konuşmayacağım.

Secret serisi başta olmak üzere çekim yasası ile ilgili kitapları severim fakat bu kitabın dilinde ve akışında (çeviriden de kaynaklı olabileceğini düşündüğüm) bir olmamışlık vardı. Bölümler, bölümlerdeki ara başlıklar karmaşık ve dilinde de bir samimiyetsizlik hakimdi. Ayrıca yazarın kendi anıları ve arkadaşları üzerinden anlattığı örnekler salt zengin kız problemleri değil miydi?? Arkadaşının düzenlediği etkinliğe davet edilmemesi, Los Angeles'ta ev almak isteyip istediği evi bulamaması vs. gerçekten büyük dertler...

Ben yine de ucundan kıyısından motivasyonumu aldım ama bu tarz kitaplar okumak istiyorsanız ve çekim yasasında yeniyseniz paranızı çarçur etmeyin, bunun yerine Secret'ı okuyun derim.

gabrielle bernstein

Bitir

Secret serisi ve Laurent Gounelle tarzı romanlar hariç kişisel gelişim kitaplarını hiç sevmem ve raflarda da hiç ilgimi çekmez. Bu kitap Mart ayının sanıyorum başlarında bana Bumerang aracılığıyla okuyup yorumlamam için gönderildi. Öncelikle kendilerine ve Yan Pasaj Yayınevi'ne buradan çok teşekkür ediyorum, çok naziksiniz 💙

180 sayfalık kitabın dili çok akıcı, 3 günde bitirdim (çeviriyi yapan kişiye de tebrikler). Bu kitap da yer yer maddeler halinde tavsiyeler içeren bir kitap, evet, ama bu zamana kadar kimsenin fazlaca üzerinde durmadığı bir noktaya parmak basmış ki bu da beni üzerinde bayağı düşündürdü. Başladığın işi bitir!

Daha birkaç ay önce birçoğumuz bir sürü yeni yıl kararları aldık değil mi? Şu an bu kararların neresindeyiz? Bazıları rafa mı kalktı yoksa? Kitapta verilen istatistiğe göre yeni yıl hedeflerinin %92'si hayata geçmiyor. Yani hedeflerimizin yalnızca %8'inde bitiş çizgisini görebiliyoruz. Kitabı okurken Jon Acuff benim bir heves başladığım fakat devamını getiremediğim, aniden bıraktığım hedeflerimi birer birer yüzüme çarptı. Neyse ki istatistiklere göre yalnız değilmişim.

Kitapta Jon Acuff başladığımız işi neden bitiremediğimiz ile ilgili birçok doğru tespit yapmış. Mükemmeliyetçilik, iyimser hedeflerimiz ve "bundan sonra ne var?" korkusu bunlardan benim en çok aklımda kalanlar oldu. Burada uzun uzun örneklerle anlatmak isterim ama yazarın önüne geçmeyeyim, kitabı okursanız aşağıda konuşalım.

jon acuff

Kaybettiğimiz Işık

11 Eylül saldırısının olduğu sırada üniversite kampüsünde tanışan Lucy ve Gabe arasında bir aşk filizlenir. Birbirlerine anlamlı hayatları olması için dünyaya bir şeyler katma sözü verirler. Bir sene sonra tekrar karşılaştıklarında, aynı aşkın büyüsüyle birlikte olmaya başlarlar. Fakat Gabe'in idealleri onu acıların hikayelerini anlatmak için Orta Doğu'ya sürüklerken Lucy New York'ta kalıp çocuklara mutluluğu anlatmayı seçer.

Kitap o kadar dokunaklı ki her satırında o yoğun duyguları tam kalbimde hissettim. Her insan gibi Lucy de seçimler, hatalar yaptı, pişman oldu, çok sevdi, hayatına devam etmeye çabaladı. Gabe çok ama çok bencildi. Ne gidebildi, ne kalabildi. Yine de idealleri, yeteneği, Lucy'yi onun idealleri, işi konusunda anlayıp desteklemesi; ikisine de kızamadım açıkçası. Birbirlerini çok sevdiler ama ideallerinden de vazgeçemediler. Böyle aşk hikayeleri bana daha gerçekçi geliyor, La La Land'i de bu yüzden çok sevmiştim (hatta en sevdiğim filmdir 💕).

Fazla duygusal aşk hikayelerini sevmeyenleri uyarıyorum, içiniz şişebilir. Ben hem hikayeyi, hem Jill Santopolo'nun kalemini sevdim. 4 günde aktı gitti.

jill santopolo

Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri

"Herkesin ait olabileceği bir yere ve birine ihtiyacı vardır."

En güzel kitabı ayın sonuna saklamışım :) O kadar hüzünlü, naif, kırılgan bir öyküydü ki ilk sayfasından son cümlesine kadar kalbime dokundu. 9, 17 ve 29 yaşlarına tanık olduğum Alice Hart ile Avustralya'da okyanus kenarında bir evde tanışıp, yabani çiçeklerin yetiştiği Thornfield Çiftliği'ne, oradan aborjinlerin toprakları olan kızıl çöllere uzanan müthiş bir yolculuk yaptım. Alice ile birlikte yabani çiçeklerin dillerini öğrendim. Thornfield'daki "Çiçekler", özellikle Twig ve Candy Baby'yi çok güçlü karakterlerdi. Yazar Alice'in yaşadığı dramları o kadar ince bir çizgide, o kadar zarif anlatmış ki diline, hikaye anlatma yeteneğine hayran kaldım (keşke bu kitabı ben yazsaydım :)).

Kapağından içindeki yabani çiçek illüstrasyonlarına kadar okumaktan büyük mutluluk duyduğum, hiç bitmesin istediğim bir kitaptı. Bitirdikten sonra laptopun başına geçip uzun uzun kitapta geçen Avustralya yabani çiçekleri, Aborjinleri, Anangu (anlamı Çölden Gelen) kabilesini araştırdım. Bir gün Avustralya'ya seyahat etme, çiçek yetiştirme hayalleri kurarken, size de bu güzel öyküyü okumanızı öneriyorum.

"Alice o günü, hayatını geri dönülmez şekilde değiştiren gün olarak hatırlayacaktı her daim, ancak anlaması yirmi yılını alacaktı: Hayat ileriye dönük yaşanır ancak geriye dönük algılanır. Tam ortasında dururken manzarayı görmek mümkün değildir."
 
holly ringland
 
Mart ayında okuduğum kitaplar bunlardı, özellikle Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri'ni herkese her daim önereceğim. Nisan ayında okuduğum kitaplar da bu hafta blogda olacak. Herkese bol okumalı günler diliyorum :)

10 yorum:

  1. Secret öğrenciliğim zamanında severek okuduğum bir kitaptı. Kişisel gelişim kitabı okumayı pek sevmiyorum. Ama ilgimi çekti bahsettiğin kitapla. Hepsi çok güzel görünüyor, iyi okumalar dilerim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kişisel gelişim kitaplarını ben de hiç sevmezdim ama Secret'tan sonra çekim yasasına merak saldım ve bu tarz kitaplar ilgimi çekiyor. Yine de Evren Sizi Destekleyecek'i pek önermem ama, çok keyifle okuduğum bir kitap olmadı. Son ikisi tavsiyemdir :)

      Sil
  2. Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri kitabı bekliyor okunmayı. Gerçekten çok güzel yorumlar gördüm. Sizinki de dahil ama nedense elim bir türlü gitmiyor okumaya :( kendimi ikna etmeliyim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aaa neden eliniz gitmiyor ki :( Benim okuduğum en güzel kitaplardan biriydi, çok naif bir anlatımı var yazarın çok çok beğendim! En kısa zamanda başlamanızı öneririm, pişman olacağınızı sanmıyorum :)

      Sil
  3. Kesinlikle anlattığın gibiyim, karantina başladığında bir sürü hedef belirlemiştim kendime, hayatımda bazı şeyler oldu ve koca bir motivasyonsuzluk içine girdim. Çok uzun zamandır açıp bir kitap bile okuyamıyorum... Ama bu yazın motive edici oldu benim için, Secret zaten aklımdaydı, Bitir kitabını da merak ettim senden okuyunca.. Şimdi kitapyurdu'ndan bakacağım ikisine de..

    Bu güzel yazı için çok teşekkürler sevgili Fulya, çok sevgiler! ♥♥

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok değişik bir süreçti gerçekten, bazı günler çok verimli geçerken bazen de tüm gün boş boş oturdum ben de. Ama sonuçta hiçbir şeye zorunluluğumuz yok neyse ki :) Yazıyı beğenmene çok sevindim, Secret bana her zaman kendimi daha motive hissettiren, hayallerimi tekrar gün yüzüne çıkarttıran kitap oldu. Bunun dışında son dönemde roman olarak Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri ve Eleanor Oliphant Gayet iyi en beğendiğim kitaplardandı, senin de seveceğini düşünüyorum okumanı çok isterim ♥

      Sil
  4. Güzel bir paylaşım olmuş 😊

    YanıtlayınSil
  5. Aborjinlerden bahsettiğiniz anda aklıma kısa sürede okuduğum Bir Çift Yürek isimli kitap geldi. O da hoş bir kitaptı. Bu yazı dizinden çok faydalanıyorum, ellerine sağlık

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aa bir Çift Yürek benim de okumayı çok istediğim kitaplardan biri, konusunu okumuştum ve seveceğimi düşünüyorum :) Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri bence çook naif ve sıcacık bir kitaptı, okumanı öneririm :) Bu seriyi beğenmen de beni çok mutlu etti, çok teşekkürler 🌸

      Sil

Instagram