İnceleme: Loreal Paris Cherie On The Cake Bronzer & Allık

loreal cherie on the cake allık bronzer

Mayıs ayında bir süredir almayı düşündüğüm Loreal Paris Life's A Peach allığı almak için gittiğim Watsons mağazasında, tesadüfen yeni gelen Loreal Paris Cherie on The Cake ve Melon Dollar Baby allıkları gördüm ve bir anda 180 derece dönüp kasaya Loreal Paris Cherie on The Cake ile geldim.

Loreal Paris Cherie on The Cake bronzer ve allık ikilisinin bendeki rengi 01 Cherry Fever. Ben alırken sanırım sadece bu rengi vardı ve başka rengi olduğunu düşünmeden bunu aldım ve iyi ki öyle yapmışım. Başlarda tereddüt etsem de özellikle @larcencielblog Başak Hanım'ın hikayelerinde uygulanmış halini gördükten sonra emin oldum.

loreal cherie on the cake allık bronzer
loreal cherie on the cake
loreal cherie on the cake
loreal cherie on the cake swatch

Ürün kapağı şeffaf plastik bir ambalajda bulunuyor ve içerisinde fırça ya da aynası yok. Ürünün kapağını açar açmaz beklediğim gibi frambuaz kokusu tüm odayı kapladı :) Ben bu kokudan pek hoşlanmam ama rahatsız da olmadım. Fotoğrafını çekmede hayli zorlandım çünkü ürünün pigmentasyonu çok çok az. Bir bakıma iyi, çünkü abartmak imkansız ve günlük kullanım için hayli güzel. Diğer yandan açık tenli değilseniz memnun kalmayabilirsiniz.

Ben allık ve bronzerı karıştırarak allık olarak uyguluyorum ve sonucu çok seviyorum. Yüzüme canlı, hafif bronzlaşmış bir renk veriyor. Fazla belli olmasa da göz kapaklarıma da far niyetine uyguluyorum :) Diğer allıkları elden çıkardım, artık günlük de özel günde de bu ürünle devam ediyorum.

İndirimsiz fiyatı drugstore bir ürün için hayli yüksek olsa da indirimlerde parasına değen bir ürün olduğunu düşünüyorum. Almayı düşünüyorsanız indirimlerde kovalayabilirsiniz :)

🌸Beni instagramdan takip etmek için: @fulinblog

Sevgiler ♥

İnceleme: Bioderma Sensibio Light Nemlendirici Krem

bioderma sensibio light

Bioderma'nın hassas ciltlere yönelik olan Sensibio serisinden Bioderma Sensibio Light nemlendirici kremi birkaç aydır akşam cilt bakım rutinimde kullanarak bitirdim. Cilt bakımında en zor karar nemlendirici seçimi biliyorsunuz; doğru ürünü bulmak için arayışta olanlar için hassas, normal ve sivilceye meyilli cildimdeki etkilerinden bahsederek fikir vermek istiyorum.

Bioderma'nın daha önce Bioderma Sebium Hydra ve Bioderma Sensibio AR nemlendiricilerini kullanıp blogda yorumlarımı paylaşmıştım (isimlerinin üzerine tıklayarak yazılarına gidebilirsiniz). Hassas ciltler için hafif yapıda bir nemlendirici olan Bioderma Sensibio Light ise okuduğum güzel yorumlardan sonra denemek istediğim bir ürün oldu.

40 ml'lik tüp ambalajda, normal ve karma hassas ciltlerin tolerans seviyesini artırmaya yönelik olan Bioderma Sensibio Light krem, hafif losyon kıvamında olması sayesinde cildimde kolayca yayılıp emildi, benim cildime verdiği nem de gayet yeterli geldi. Cildimin çok kuru zamanlarında yüzümü yıkadıktan sonra hafif nemliyken uyguladığımda nemlendirme etkisini çok daha fazla gördüm. Çok kuru ciltler özellikle kış aylarında serinin Rich kremini tercih edebilirler. Kullandığım süre boyunca sivilcelenmeye sebep olmadı, cildimi yağlandırmadı ve birkaç kez makyaj altında kullandığımda da başarılı buldum.

İçeriği sade denebilir, farklı ihtiyaçları olan ciltleri çok tatmin edeceğini düşünmemekle beraber ben cildim için özel ihtiyaçları tonik ya da serumlarla almayı tercih ettiğim için nemlendirici kremim hassas ciltlere yönelik olsun, içeriği temiz ve olabildiğince güzel olsun benim için yeterli. Bu açıdan bu kremi yaz için ve sivilceye sebep olmasın, nemlendirsin yeter diyenler için uygun buluyorum. Dertsiz bir krem olduğundan özellikle bahar-yaz aylarında tekrar tercih edebilirim.

Bioderma Sensibio Light kremin eczanelerde ve online'da yüz yıkama jeliyle beraber 15 ml'lik deneme boyları satılıyor. Denemek isteyenlere uygun fiyatlı bu seti öneririm.

🌸Beni instagramdan takip etmek için: @fulinblog

Sevgiler ♥

Kitap: Bağlanma Korkusu

başak sayan

Naif ve mesafeli Bahar, Bahar'dan çok hoşlanan Sinan ve Sinan'ın biricik dostu, bağlanmaktan korkan ve tek gecelik ilişkiler yaşayan Cem.

Başak Sayan'ın ilk kitabı olan Bağlanma Korkusu'nun adını, Fi-Çi-Pi serisinin bu kitaptan esinlendiği iddiasıyla mahkemelik oldukları haberiyle duymuştum. Fi-Çi-Pi'yi okumadım ama Fi dizisini çok beğenerek izlemiştim ve merakla okumaya başladım. Diziyle kıyasladığımda tek benzer bulduğum yanlar Bahar'ın balerin olması, Cem'in tanınmış başarılı bir iş adamı ve tek gecelik ilişkiler yaşayan, ciddi ilişkilerden kaçan biri olmasıydı. Onun dışında Fi'nin hikayesi çok daha ilgi çekiciydi.

Kitabın konusu adından anlaşılacağı üzere bağlanma korkusu ve bu korkunun ve aşkın üç insanın hayatına etkisi. Kafes gibi gerilim dolu bir kitaptan sonra aşk romanlarına Türk bir yazarın ilk romanıyla dalmak yanlış bir seçim olmuş olabilir, bazı yerlerde içim biraz bayıldı. Yine de anlatım dili sıkıcı değil ve kısa sürede bitirilebilir.

🌸Beni instagramdan takip etmek için: @fulinblog

Sevgiler ♥

Bitenler #10


En son Bitenler yazımı 2-3 ay önce yazdım sanırım. Yazı için elle tutulur ürünler bitsin diye beklerken cilt bakım ürünlerim her zamanki gibi aynı anda bitti ve bu yazının dev bir bitenler yazısı olacağını baştan söyleyeyim 💥

Sarı renkli ürün başlıklarına tıklayarak detaylı yazılarına gidebilirsiniz.


1- Yves Rocher Pur Bleuet Hassas Göz Makyaj Temizleyici: Gözlerimi asla yakmayan, makyajı güzel çıkaran en sevdiğim göz makyaj temizleyici. Kaç şişe bitirdim bilmiyorum.

2- Yves Rocher Pure Calmille Micellar Cleansing Oil: Kullandığım ilk makyaj yağıydı ve cilt makyajımı temizleme performansını beğendim. Gözlerimi yaktığı ve bir süre buğulu görmeye sebep olduğu için gözlerimde kullanamadım. Açıkçası aklımda The Body Shop'un makyaj temizleme yağı ya da Heimish All Clean Balm var ama içerikleri birbirine yakın olduğu için o kadar para vermeye değer mi diye düşünüyorum. Zira Yves Rocher'nin fiyatı hayli uygun ve sivilceye vs. sebep olmadı bende.

3- Caudalie Moisturizing Toner: İçeriği güzel, cildi nemlendiren ve nemlendiriciye hazırlayan sevdiğim bir ürün. Tekrar almadım ama ihtiyaç duyarsam yine tercih edebilirim.

4- Bioderma Sensibio Mild Cleansing Foaming Gel: Yaptığım bir alışverişte sample olarak gönderilen bu yüz temizleme jeli cildimi güzel temizledi, hafif de olsa köpürmesini sevdim ve cildimde kızarıklığa vs. sebep olmadı. Yalnız yüzümü yıkadıktan sonra hafif de olsa cildimde gerilmeye sebep olduğunu düşündüğümden bittiğinde büyük boyunu almadım.

5- Yves Rocher Hydra Vegetal Yüz Temizleme Jeli: İçeriğinde SLS olmasına rağmen fazla köpürmeyen, cildi kurutmayan, ferah bir his bırakan ve gerçekten temizlediğini hissettiğim bir üründü. Birkaç şişe bitirdim. Şu an SLS'siz ürün tercih ettiğim için tekrar almadım ama fiyatı ve performansını göz önüne aldığımda önerebileceğim ürünlerden.

6- Bioderma Sensibio Light Nemlendirici Krem: Sivilceye sebep olmayan, cildimi güzel nemlendiren, düz içerikli bir nemlendiriciydi. Nedense çok aşırı etkilenmediğim için bittiğinde farklı bir ürün denemek istedim. İleride tekrar alınabilir.

7- La Roche Posay Effaclar Duo+ Krem: Yüz yıkama jeliyle beraber deneme boy setini almıştım, iyi ki de öyle almışım. Akşamları tüm yüzüme değil sorunlu bölgelere uyguladım ve sivilceleri söndürmedi, izleri geçirmedi, tam olarak ne işe yaradı anlamadım :) Bu tarz ürünlerde daha iyisini bulamazsam yine deneme boyunu alırım.


8- Diadermine Hydralist Mucizevi Nemlendirici Sprey: Bu spreyi makyajdan sonra kuru görünümü alması amacıyla kullandım ve bu şekilde işini gayet iyi yaptı. Sprey başlığı eşit ve minik püskürtme konusunda çok başarılıydı. Ben aldığımda 13 TL'ydi, şimdi indirimde 25 TL'ye geliyor. Aklımda makyaj sabitleme spreyi olarak 1-2 ürün var, onları almayı düşünüyorum ama tekrar da alınabilir.

9- Nuxe Reve De Miel El Kremi: Yumuşatması, yağlı his bırakmaması, kokusu çok güzeldi, çabuk bitti. Ambalajı çok sert olduğundan sonlarında ürünü almam hayli zorlaştı. İndirimde denk geldikçe alırım.

10- Loreal Elseve Mucizevi Yağ Saç Güzelleştirici Krem: İçeriği güzel, etkileri güzel durulanmayan saç kremi. Duştan sonra nemli saçlarıma az bir miktarda uyguluyorum ve saçlarımı yumuş yumuş ve parlak yapıyor. Yedeği vardı, kullanmaya devam.

11- Loreal Saf Kil Detoks Maskesi: Loreal'in bu seriden detoks maskesini yoğun parfümüne rağmen severek kullandım. Mucizeler yaratmasa da kullandığım zamanlarda cilt tonumu eşitleyerek cildimi daha duru göstermesini sevdim. Bir kutu daha var ve haftada bir kullanıyorum.

12- LR Aloe Vera Lip Balm: LR'ın severek kullandığım Aloe Vera içeren bu lip balmı elimde birkaç lip balm daha olduğundan bitmedi ve artık çöpe gitme vakti geldi.

13- Loreal Excellence Saç Kremi: Saç boyalarından çıkan bu kremler benim zor saçlarımı yumuşatmada oldukça başarılı. Muadili severek kullandığım Pantene 3 Minute Miracle saç kremi :)


14- Yves Rocher Altın Çay Duş Jeli: Yves Rocher'nin duş jellerini seviyorum. Yılbaşı zamanı çıkan bu serideki Altın Çay duş jeli müthiş kokusuyla tam bir kış ürünü! Duşta kokusu rahatlatıp sakinleştiriyor, soğuk bir kış gününde evde battaniye altında kitap okuyormuşsun hissi yaratıyor :)) Çok sevdim ama raflardan çoktan kalktı sanırım.

15- 8x4 Soft Kiss Deodorant: 8x4'ün alüminyum içermeyen bu deodorantlarının kokularını seviyorum. Favorim Pure olsa da Soft Kiss'i de bayağı sevdim.

16- Watsons Asetonsuz Oje Çıkarıcı: Fena değildi ama Isana'yı daha çok sevdim.

17- Sensodyne Hızlı Rahatlama Beyazlatıcı Diş Macunu: Hassas dişlerim için diş hekiminin de önerisiyle bittikçe alıyorum.

18- Signal White Now Ice Cool Mint Diş Macunu: Taner White Now diş macunları severek kullanıyor.

19- Rebul Jasmine Kolonya: Rebul'un en sevdiğim kokusu! Bu mini boyu tam çantada taşımalık.

20- LR Colours Oje Çıkarıcı Kutu: Uzunca bir süre kullandım, anca bitti. Kırmızı ojeler dahil tüm ojeleri pratik bir şekilde temizledi. Aseton içermediği ve içeriğindeki kayısı çekirdeği yağı sayesinde tırnaklarımı da kurutmuyordu. LR'dan alışveriş yaparsam tekrar alabilirim.

21- Sensodyne Gentle Tape Diş İpi: Kullanırken çok memnundum ancak çok daha iyisini bulduğum için tekrar almayacağım.


22- Loreal Paris Paradise Extatic Maskara: Çok çabuk bitmesi dışında her anlamda çok sevdiğim bir maskara oldu. Her gördüğümde artan fiyatı sinirlerimi bozsa da indirimde yine alabilirim.

23- Watsons Islak Mendiller ve Organik Disk Pamuk: Disk pamuk ve ıslak mendiller bittikçe aldığım ürünlerden, bunları da sevdim. Tekrar tekrar alınır.

Birkaç ayın bitenleri böyleydi. Başlaması zor olsa da bittiğinde beni tatmin eden bir yazı oldu, umarım keyifle okumuşsunuzdur!

🌸Beni instagramdan takip etmek için: @fulinblog

Sevgiler ♥

Kitap: Tepedeki Ev

shirley jackson

Tepedeki Ev kitabından esinlenen dizi The Haunting of Hill House'u (yazısı için TIKTIK) çok beğenerek bitirdiğim ve hakkındaki güzel yorumlar için kitaptan beklentim büyüktü ama hakkındaki yorumlarım gel-gitli. Yer yer gerilimi hissettirse de hemen ardından hiçbir şey olmamış gibi devam etti ve pek bir şey anlamadan bitiverdi. Bu açıdan beni pek tatmin etmese de yine de bitirdikten sonra şöyle bir üzerinde düşündüğümde kötü kitap da diyemiyorum. Zaten seveni kadar sevmeyeni de çok.

Kitap beklediğimin aksine sıradan perili ev hikayelerinden ziyade karakterlerin zihinleriyle ve iç çelişkileri, iç hesaplaşmalarıyla ilgileniyor. Eleanor'un zihni ilgi çekici ve yer yer biraz ürperticiydi kabul ediyorum. Ev mi daha ürpertici yoksa insanın zihni mi, kitabın asıl vurguladığı bu sanırım. Ayrıca dizide evde yaşamaya başlayan karakterlerin hepsi kardeşken, kitapta hepsi birbiriyle yeni tanışan yabancılar.

Kitapta sevdiğim cümleleri ve kitabı satın alabileceğiniz linkleri aşağı bırakıyorum, okuyup okumamak size kalmış ama dizisini mutlaka izleyin! Ayrıca İki Şehrin Hikayesi'nden sonra bence en güzel giriş paragrafına sahip olan kitap olabilir.

Hiçbir canlı organizma, mutlak gerçeklik koşulları altında akıl sağlığını koruyarak yaşamayı sürdüremez...

Son zamanlarda, hızla geçen bu yıllarda, öylece geçip giden yaz gününe ne olduğunu merak eder olmuştu; nasıl da fütursuzca harcayabilmişti o günleri? Aptallık ettim, diyordu kendine her yazın başında; hem de çok, ama büyüdüm ve kıymet biliyorum artık. Aklını başına topladığında aslında hiçbir şeyin gerçekten çarçur edilemeyeceğini  düşünüyordu, çocukluğun bile, ama sonra her sene, bir yaz sabahı şehir sokaklarında yürürken ılık bir rüzgar esiveriyordu ve o zaman aklına şu küçücük, soğuk cümle düşüyordu: Yine çarçur ettim zamanı.

Belki de ona, bana sadece benim bileceğim bir şey söyle demek gelmişti içinden. Veya bana seni hatırlatacak ne vereceksin? Veya hatta, en önemsiz şeyler bile bana ait olmadı hayatta, bu konuda yardımcı olabilir misin?

Sevgililer kavuştu mu yolculuklar sonlanır.

Kitap: Kafes

josh malerman

Rusya Raporu adı verilen vakalarda insanlar bir şey görüp akıllarını kaçırmakta, kendilerini ve çevresindekileri vahşice katletmektedirler. Vakalar kısa zamanda yayılmaya başladığında, henüz yeni hamile olduğunu öğrenen Malorie, kızkardeşi Shannon ile birlikte kaldıkları evin pencerelerini battaniyelerle örterek ve mümkün olduğunca dışarı çıkmayarak önlem almaya çalışırlar. Kitapta 4 sene sonra 2 çocuğuyla birlikte göz bağlarıyla yaşayan Malorie'nin kaçış yolculuğunu ve olayların başlangıcından bugüne kadar geçen sürede yaşadıklarını okuyoruz.

Kafes'in son sayfasını okuyup kapattığımda harika bir kitap bitirmenin verdiği o buruk ve heyecanlı duyguları yaşadım. Josh Malerman'ın kalemine, dilinin akıcılığına ve duyguları okuyucuya aktarma yeteneğine hayran kaldım. Kitabı son sayfasına kadar soluk soluğa okudum, olayları Malorie ile birlikte yaşadım ve bazı sahnelerde nefesimi tuttum. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi ve ilk defa okuduğum satırlar bir gerilim filmi izliyormuşçasına beni bu kadar germeyi başardı!

Kitabın benim aldığım baskısında, Malorie'nin hikayesi bittikten sonra kısa bir Bobby Kapıyı Çalıyor öyküsü var. Bu öykü ana hikaye ile eş zamanlı geçen, başka bir evdeki insanları anlatıyor. Ben daha ana hikayenin etkisinden çıkamamışken beklentisiz bir şekilde bu öyküyü de okudum ve kısacık bir hikaye olmasına rağmen aşırı etkileyiciydi! Kitabı alırsanız mutlaka bu baskısını alın.

Kitap zihnimde öyle güzel sahneler bıraktı ki Bird Box adındaki kitaptan uyarlanan Netflix filmini izlemeye çekiniyorum (Sandra Bullock'u Malorie rolüne hiç oturtamadım) ama muhtemelen dayanamam izlerim, burada da paylaşırım :)

"Yeni dünyada, gözlerinizi açmaya karar verdiğiniz anla gözlerinizi gerçekten açtığınız an arasındaki geçen süre son derece korku vericidir."

"Bazı insanlar gelecek en küçük haberi beklerken bazıları kendi haberlerini yazar."

🌸Beni instagramdan takip etmek için: @fulinblog

Sevgiler ♥

Kitap: Ayrılık Vakti


Travma, keder ve hüznün filler üzerindeki etkisini araştıran bilim insanı Alice, kızı Jenna 3 yaşındayken trajik bir şekilde kaybolmuştur. Herkes onun öldüğünü düşünse de 13 yaşındaki Jenna elinde kalan birkaç anı ve annesinin filler hakkındaki notlarını yazdığı bir günlük ile Alice'in izini sürme peşindedir. Kayıpları bulmasıyla ünlü olan medyum Serenity ve 10 sene önce Alice'in kaybolma davasını araştıran dedektif Virgil ile birlikte annesinin izini süren Jenna aradığı cevapları bulabilecek midir?

Jodi Picoult Anlaşma romanıyla tanıdığım ve romanlarının konularını, anlatım dilini beğendiğim bir yazar. Kitap yorumlarında filler hakkında güzel bilgilerin olduğunu okuyunca fil aşığı biri olarak kitabı hemen sipariş ettim.

Fillerin annelikleri, travma sonrası yaşadıkları stres, yavrusunu kaybeden filler ve annesini kaybeden yavruların yaşadıkları kederin davranışları üzerindeki etkisi ve insanların kederle başa çıkmalarıyla benzer yanları, hüznün filler üzerindeki etkileri, kayıplarının ardından yas tutmaları,  hafızaları ve asla unutmadıkları şeyler... Kitapta filler hakkında verilen bilgiler muhteşemdi ve bunlar çok başarılı bir şekilde hikayeye yedirilmişti. Yazar kitabın sonundaki teşekkür yazısında tüm bu fil hikayelerinin gerçek hikayelere dayandığını, Afrika'da senede 38.000 filin kaçak yollarla avlandığını, araştırdığı kaynakları ve bağış yapılabilecek yerleri paylaşmış. Kitabın yazılma amaçlarından birinin de bu konulara dikkat çekmek oluşu ile Jodi Picoult bir kere daha kalbimi kazandı 🐘💘

Kitabın sonu benim için beklenmedik ve ters köşe oldu, o noktadan sonra son sayfaya kadar elimden bırakamadım zaten. Bende hüzünlü bir tat bırakan fillerle dolu bu kitabı çok sevdim, tavsiye ederim.

Sevgi, gösterişli hareketler eşliğinde tumturaklı sözlerle bezeli yalan vaatler değil de, basit bir affetme olabilir miydi?