2020 Mart Ayında Okuduğum Kitaplar 📚


Herkese merhaba!

Evde daha çok vakit geçirebildiğimiz bu dönemde kitap okumaya daha fazla vakit ayırabiliyor olmam beni çok mutlu ediyor. Okuduğum kitapları Instagram hesabımda (@fulinblog) sıcağı sıcağına paylaşıyor olsam da blogda sene başında başladığım bu seriyi Mart ayında atlamışım, gecikmeli de olsa kaldığımız yerden devam edelim :)

Evren Sizi Destekleyecek

Bildiğimiz çekim yasası, sevgi yoluyla evrenden istemek, evrene güvenmek, ona bırakmak ve istediklerini almak hakkında bir kitap... İçerisindeki birkaç meditasyon önerisi hariç farklı hiçbir şey anlatmıyor, bu yüzden hakkında uzun uzun konuşmayacağım.

Secret serisi başta olmak üzere çekim yasası ile ilgili kitapları severim fakat bu kitabın dilinde ve akışında (çeviriden de kaynaklı olabileceğini düşündüğüm) bir olmamışlık vardı. Bölümler, bölümlerdeki ara başlıklar karmaşık ve dilinde de bir samimiyetsizlik hakimdi. Ayrıca yazarın kendi anıları ve arkadaşları üzerinden anlattığı örnekler salt zengin kız problemleri değil miydi?? Arkadaşının düzenlediği etkinliğe davet edilmemesi, Los Angeles'ta ev almak isteyip istediği evi bulamaması vs. gerçekten büyük dertler...

Ben yine de ucundan kıyısından motivasyonumu aldım ama bu tarz kitaplar okumak istiyorsanız ve çekim yasasında yeniyseniz paranızı çarçur etmeyin, bunun yerine Secret'ı okuyun derim.

gabrielle bernstein

Bitir

Secret serisi ve Laurent Gounelle tarzı romanlar hariç kişisel gelişim kitaplarını hiç sevmem ve raflarda da hiç ilgimi çekmez. Bu kitap Mart ayının sanıyorum başlarında bana Bumerang aracılığıyla okuyup yorumlamam için gönderildi. Öncelikle kendilerine ve Yan Pasaj Yayınevi'ne buradan çok teşekkür ediyorum, çok naziksiniz 💙

180 sayfalık kitabın dili çok akıcı, 3 günde bitirdim (çeviriyi yapan kişiye de tebrikler). Bu kitap da yer yer maddeler halinde tavsiyeler içeren bir kitap, evet, ama bu zamana kadar kimsenin fazlaca üzerinde durmadığı bir noktaya parmak basmış ki bu da beni üzerinde bayağı düşündürdü. Başladığın işi bitir!

Daha birkaç ay önce birçoğumuz bir sürü yeni yıl kararları aldık değil mi? Şu an bu kararların neresindeyiz? Bazıları rafa mı kalktı yoksa? Kitapta verilen istatistiğe göre yeni yıl hedeflerinin %92'si hayata geçmiyor. Yani hedeflerimizin yalnızca %8'inde bitiş çizgisini görebiliyoruz. Kitabı okurken Jon Acuff benim bir heves başladığım fakat devamını getiremediğim, aniden bıraktığım hedeflerimi birer birer yüzüme çarptı. Neyse ki istatistiklere göre yalnız değilmişim.

Kitapta Jon Acuff başladığımız işi neden bitiremediğimiz ile ilgili birçok doğru tespit yapmış. Mükemmeliyetçilik, iyimser hedeflerimiz ve "bundan sonra ne var?" korkusu bunlardan benim en çok aklımda kalanlar oldu. Burada uzun uzun örneklerle anlatmak isterim ama yazarın önüne geçmeyeyim, kitabı okursanız aşağıda konuşalım.

jon acuff

Kaybettiğimiz Işık

11 Eylül saldırısının olduğu sırada üniversite kampüsünde tanışan Lucy ve Gabe arasında bir aşk filizlenir. Birbirlerine anlamlı hayatları olması için dünyaya bir şeyler katma sözü verirler. Bir sene sonra tekrar karşılaştıklarında, aynı aşkın büyüsüyle birlikte olmaya başlarlar. Fakat Gabe'in idealleri onu acıların hikayelerini anlatmak için Orta Doğu'ya sürüklerken Lucy New York'ta kalıp çocuklara mutluluğu anlatmayı seçer.

Kitap o kadar dokunaklı ki her satırında o yoğun duyguları tam kalbimde hissettim. Her insan gibi Lucy de seçimler, hatalar yaptı, pişman oldu, çok sevdi, hayatına devam etmeye çabaladı. Gabe çok ama çok bencildi. Ne gidebildi, ne kalabildi. Yine de idealleri, yeteneği, Lucy'yi onun idealleri, işi konusunda anlayıp desteklemesi; ikisine de kızamadım açıkçası. Birbirlerini çok sevdiler ama ideallerinden de vazgeçemediler. Böyle aşk hikayeleri bana daha gerçekçi geliyor, La La Land'i de bu yüzden çok sevmiştim (hatta en sevdiğim filmdir 💕).

Fazla duygusal aşk hikayelerini sevmeyenleri uyarıyorum, içiniz şişebilir. Ben hem hikayeyi, hem Jill Santopolo'nun kalemini sevdim. 4 günde aktı gitti.

jill santopolo

Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri

"Herkesin ait olabileceği bir yere ve birine ihtiyacı vardır."

En güzel kitabı ayın sonuna saklamışım :) O kadar hüzünlü, naif, kırılgan bir öyküydü ki ilk sayfasından son cümlesine kadar kalbime dokundu. 9, 17 ve 29 yaşlarına tanık olduğum Alice Hart ile Avustralya'da okyanus kenarında bir evde tanışıp, yabani çiçeklerin yetiştiği Thornfield Çiftliği'ne, oradan aborjinlerin toprakları olan kızıl çöllere uzanan müthiş bir yolculuk yaptım. Alice ile birlikte yabani çiçeklerin dillerini öğrendim. Thornfield'daki "Çiçekler", özellikle Twig ve Candy Baby'yi çok güçlü karakterlerdi. Yazar Alice'in yaşadığı dramları o kadar ince bir çizgide, o kadar zarif anlatmış ki diline, hikaye anlatma yeteneğine hayran kaldım (keşke bu kitabı ben yazsaydım :)).

Kapağından içindeki yabani çiçek illüstrasyonlarına kadar okumaktan büyük mutluluk duyduğum, hiç bitmesin istediğim bir kitaptı. Bitirdikten sonra laptopun başına geçip uzun uzun kitapta geçen Avustralya yabani çiçekleri, Aborjinleri, Anangu (anlamı Çölden Gelen) kabilesini araştırdım. Bir gün Avustralya'ya seyahat etme, çiçek yetiştirme hayalleri kurarken, size de bu güzel öyküyü okumanızı öneriyorum.

"Alice o günü, hayatını geri dönülmez şekilde değiştiren gün olarak hatırlayacaktı her daim, ancak anlaması yirmi yılını alacaktı: Hayat ileriye dönük yaşanır ancak geriye dönük algılanır. Tam ortasında dururken manzarayı görmek mümkün değildir."
 
holly ringland
 
Mart ayında okuduğum kitaplar bunlardı, özellikle Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri'ni herkese her daim önereceğim. Nisan ayında okuduğum kitaplar da bu hafta blogda olacak. Herkese bol okumalı günler diliyorum :)

Bitenler #14



Uzun bir aradan sonra herkese merhaba!

Yazılara bir süredir ara vermiş olsam da biten ürünler birikince bu tarz yazıları sevenler için burada paylaşmak istedim. En son bitenler yazısından bu yana neler bitmiş gelin birlikte bakalım!

Pembe renkli başlıkların üzerine tıklayarak detaylı yazılarına gidebilirsiniz.

bitenler

1- Missha Time Revolution The First Treatment Essence RX: Uzun zamandır niyetim olup bir türlü yazamadığım Cilt Bakım Rutinim yazısı geldiğinde hakkında övgüyle bahsedeceğim, Missha'nın Kore alışverişinde hediye olarak verilen bu mini boy essence'ını bitirdim. Cildimde etkisini çok kısa sürede gördüğüm nadir ürünlerden biriydi ve rutinimin demirbaşlarından oldu. Hem nem veren, hem cilt tonumu eşitleyen, hem de cildimin içten ışıldamasını sağlayan harika bir ürün! Şu an Artemisia çeşidini kullanıyorum, geçen hafta da yine bu boyunu yedekledim. Böyle minik olduğuna bakmayın, birkaç ay rahatlıkla gidiyor.

2- Caudalie Vinosource Moisturizing Sorbet: Köpük-jel arası bir kıvamda olan bu nemlendiriciye bayıldığımı söyleyemem. Verdiği nem, hassas cildimde herhangi bir olumsuzluk, sivilce yapmaması falan iyi ama yapısını çok sevemedim. Pembe ambalajı pek bir tatlı olsa da tekrar almam.

3- Alterra Hassas Göz Çevresi Bakım Kremi: Alkol hariç güzel içeriğe sahip olan bu göz kremini çok uygun bir fiyata alıp uzunca bir süre kullandım. Dibinde çok az kalmasına rağmen hem gözlerimi hafif yakmaya başladığı hem de kullanım ömrünü doldurmak üzere olduğu için kendisiyle vedalaştım. Verdiği nem ortaydı, onun dışında başka bir esprisi yok. Çok bayılmadığım için tekrar almam ama uygun fiyatlı göz kremi arayan ve beklentisi yalnızca nem versin yeter olanlar şans verebilir.

4- La Roche Posay Toleriane Sensitive Nemlendirici: Bir alışverişimde tester olarak verilen La Roche Posay'in hassas ciltler için prebiyotik içeren bu nemlendiricisini birkaç kez kullanabildim ve yapısını çok sevdim. Şu an eczaneden aldığım büyük boyunu kullanıyorum.

bitenler

5- NYX Worth The Hype Maskara: Verdiği hacim, uzatma etkisi güzeldi, hatta L'Oreal Paris Paradise maskaraya benzettim biraz fakat günlük kullanımda kirpikleri biraz ağırlaştırıyor ve benim kirpiklerimde dökülmeye sebep oldu (aslında kirpiklerim bu maskaradan önce de dökülmeye başlamıştı ama bu maskarayı kullanırken de devam etti). Sonlarına doğru Corona sebebiyle evden çıkmayınca da kurudu ve vedalaştık. Tekrar alacağımı sanmıyorum.

6- Yves Rocher Lip Balm: Yves Rocher'nin çilekli lip balmını çantamda taşıyıp gün içinde rujlarımı tazelemeden önce kullanarak bitirdim. Verdiği nem benim çok kuru dudaklarım için gece kullanımına yeterli değil fakat bu şekilde gayet kullanışlıydı. Çantamda taşımak için başka bir çeşidini yine alabilirim.

7- Nuxe Reve De Miel Lip Balm: Yoğun yapısı ile yalnızca gece kullanımına müsait bu lip balmı uzunca bir süre kullanıp bitirdim. Çatlayan dudaklarımı kısa sürede onardı fakat sabah kalktığımda dudağımda kalan tabaka nedeniyle pek konforlu değildi benim için. Turunçgil kokusu ise pek hoştu! Şu an kullandığım lip balmdan da memnunum ama dudakları çok kuruyan ve çatlayanlar için sayılı alternatiflerden biri.

urban care saç köpüğü

8- Urban Care Shake N Repair Onarıcı Saç Köpüğü: Saçlarımı omzumun üzerinde kestirdiğimde aldığım bu köpüğü bir süre severek kullandım. Bendeki kıvırcık saçlar için olan çeşidiydi ve tel tel görünüme sebep olmadan dalgalarımı belirginleştirip bozulmalarını önlüyor, saçlarımdaki elektriklenmeyi az da olsa önleyip hacim veriyordu. Mis gibi süt kokusunu da es geçmeyeyim :) Olumsuz tek yanı neredeyse yarısındayken başlığı bozuldu ve kalan ürün ziyan oldu :( Şu an saçlarım da uzadığı için ihtiyaç duymuyorum ama köpük almak istersem yine tercih edebilirim (tabii indirimde).

9- Toni & Guy Casual Sea Salt Texturizing Spray: Gerçekten saça tuzlu su etkisiyle oluşan dalga görünümünü çok güzel veriyordu fakat saçları sert yapmasından pek hoşlanmadığım için ara sıra aklıma estikçe kullanıp bitirdim. Alırsam yine bu ufak boyunu alırım.

10- Prozinc Saç Maskesi: Blogumun ilk yazılarından birinde bu üründen bahsetmiştim. Bu uzun bir aradan sonra aldığım ikinci kutumdu ve yine çok severek bitirdim. İçerisinde silikon olmamasına rağmen benim sert saçlarımı bile dipten uca yumuşacık yapıyor, elektriklenmesini önlüyordu. Üstelik haftada bir kullandığım halde etkisi tüm hafta sürüyordu. Kullandığım en iyi saç maskesi diyebilirim! Şu an daha uygun fiyatlı olduğundan denemek için L'Oreal Paris Elseve Hindistan Cevizli Saç Maskesi'ni aldım fakat umduğumu bulamazsam ileride yine bunu alabilirim.

yves rocher duş jeli

11- Yves Rocher Duş Jeli: Yves Rocher'nin yılbaşı koleksiyonu Kar Tanesi serisinden bu duş jelini yine çok severek bitirdim. Stoklarımda Orman Buğusu koleksiyonundan iki duş jeli daha var neyse ki :)

12- Isana Hassas Ciltler İçin Tıraş Köpüğü: Isana'nın bu tıraş köpüğünde de yine başlığın bozulması sebebiyle ürün ziyanı yaşandı :( Sırf bu yüzden tekrar almayacağım.


Son zamanların biten ürünleri bunlardı. Ortak bitirdiklerimiz varsa yorumlarda buluşalım!

İnceleme: NYX Worth The Hype Maskara

nyx worth the hype maskara

Herkese merhaba!

Bir süre kirpiklerimin yoğun bir şekilde dökülmesi, bu aralar da malum Corona Virüs sebebiyle evden çıkmamam sebebiyle aylardır elimde sürünen NYX Worth The Hype Maskara yorumlarımı artık paylaşma zamanı geldi. Ürünün büyük çoğunluğunu bitirdim ama böyle giderse kullanım ömrünün dolması sebebiyle çöpü boylayacak :(

nyx worth the hype maskara

nyx worth the hype maskara

İçerisinde 7 ml ürün bulunan NYX Worth The Hype maskara fazla büyük olmayan, konik şeklinde kıl bir fırçaya sahip. Bu tip fırçalar genellikle hacim için iyidir ancak fazla büyük olduğunda sabahları sürerken gözüme batma, göz kapağıma bulaştırma gibi durumlar yaşayabiliyorum. Bu fırçanın boyutu ideal büyüklükte olduğundan uygulama sırasında herhangi bir sorun yaşamadım. Tüm gün boyunca da akma, göz altlarıma dökülme gibi durumlar olmadı.

Maskarada önceliğim hacim olduğundan verdiği hacim benim kıstaslarıma göre yeterliydi. Uzatma konusunda sıradan bir maskara kadar performans gösteriyor bence ve kıvırma etkisi benim kirpiklerimde orta seviyede oldu. Yapısı biraz kuru olduğundan üst üste uygulandığında kirpikleri yapıştırabiliyor. Ben en uygun şekilde, beklemeden 1-2 kat sürüp kirpiklerimi kaldırması amacıyla birkaç saniye nazikçe baskı yaparak uyguladım. Bu şekilde nispeten daha kalkık kirpikler elde edebildim.

nyx worth the hype maskara

nyx worth the hype maskara
 
Bu maskaradan önce kullandığım L'Oreal Paris Paradise maskaranın son günlerinde kirpiklerim çılgınca dökülmeye başlamıştı. Maskaradan ve kullandığım micellar sudan şüphelenip ikisini de dönüşümlü olarak değiştirdim fakat kirpik dökülme sorunum NYX Worth The Hype maskara ile de devam edince bu tarz kuru ve kirpikleri biraz ağırlaştıran maskaraların dökülmeye sebep olduğuna kanaat getirdim (??). Bir süre günlük makyajımdan maskarayı çıkarıp sadece hafta sonları kullandım. Bu şekilde kirpik dökülmem de yok denecek kadar azaldı. Bu şekilde devam edip bitirmeyi düşünüyordum ama hayatlarımızın aniden tümüyle değişmesi yüzünden bir daha ne zaman makyaj yapıp işe gideceğim bilemiyorum :/

Sonuç olarak NYX Worth The Hype Maskara benim için çok büyük etkileri olmayan, daha iyilerini kullandığım ve bittiğinde tekrar almayacağım bir maskara oldu. Açıldıktan sonra kullanım ömrü 6 ay ve çabucak kurumayıp uzun ömürlü olması ürünün iyi yanlarından.

Sevgiler.

İnceleme: Görkito Makyaj Süngeri

görkito sünger

Görkem Karman'ın 2019 sonlarında kurduğu markası Görkito'nun ilk ürünü olan Görkito Makyaj Süngeri'ni ilk çıktığında alanlardanım. Fondöten uygulamasında her zaman süngeri fırçadan bir tık daha fazla seven biri olarak uzun süredir günlük makyajımda bu süngeri kullanıyorum ve hakkında yorumlarımı paylaşmak istiyorum.

"Beauty Blender'dan daha iyi" iddiasıyla piyasaya çıkan süngeri, kullanmadığım için Beauty Blender ile kıyaslayamayacağım fakat daha önce kullandığım tüm süngerleri de (H&M çoğunlukla) baz alarak yorumlarımı paylaşıyor olacağım.

Bordo renkli, bir tarafı kesik olan sünger, metal bir kutuda geliyor. Kutu fikri güzel fakat nemli süngeri ağzı kapalı kutu içerisinde saklamak küflenmeye sebep olabileceği için ben genelde sadece hafta sonları şehir dışına çıkarken bu kutuyu kullanıyorum. Hijyen açısından da süngeri kağıt havluya sararak kutusuna koyuyorum.

görkito sünger

görkito sünger

görkito sünger

Sünger elime geçtiğinde ilk yıkamadan itibaren hiçbir şekilde boya akıtmadı. Kuru haliyle ufak ve beklediğimden biraz daha sert gelen sünger, su ile birlikte bayağı şişiyor ve daha yumuşak bir hale geliyor. Yumuşaklık açısından Görkem Karman'ın yorumlarından sonra pamuk gibi bir sünger bekliyordum fakat yine de kullandığım diğer süngerlerden daha yumuşak olduğunu söyleyebilirim :)

Aşağıda paylaştığım fotoğrafların ilk ikisini sünger kuru, son ikisini de ıslakken çektim. Boyutu hakkında fikir verebilir umarım.

görkito sünger 

görkito sünger 

görkito sünger 

görkito sünger

Bir tarafının kesik olması göz altları, burun kenarları gibi yerlere daha kolay uygulama yapmayı sağlıyor. Ben fondöteni elimin üzerine sıkıp, parmağımla yüzümde uygulayacağım yere bırakıp süngerle yaymaya başlıyorum. Yani fondöteni direkt sünger üzerine sıkmıyorum. Bu şekilde neredeyse hiç emmiyor diyebilirim. Sünger kullanımındaki malum ürün ziyanı bu süngerle pek fazla olmuyor. Ürünü kolay bir şekilde yayıp cildimle bütünleştiriyor.

Haftada bir süngeri beyaz sabun ile yıkıyorum. İnternette çok fazla yırtılma, parçalanma yorumları okudum ve ilk kez yıkarken bana da kolaylıkla yıpranabilecek bir sünger gibi gelmişti açıkçası. Bu yüzden yıkarken tırnaklarımı geçirmemeye çok dikkat ediyorum ve henüz herhangi bir yıpranma ile karşılaşmadım. Temizlenmesi de beyaz sabun ile gayet kolay. Süngerin üzerinde herhangi bir fondöten izi vs. de kalmıyor, ilk günkü gibi tertemiz oluyor.

Açılışa özel kargo bedava kampanyası ile 35 TL'ye aldığım Görkito Sünger benim için gayet kullanışlı ve yeterli bir makyaj yardımcısı oldu. Beauty Blender'a muadil mi orasını bilemiyorum ama nazik davrandığınız sürece fiyatını rahatlıkla çıkaracağını düşünüyorum.

Sevgiler!

İnceleme: L'Oreal Paris True Match Fondöten

loreal paris true match

True Match fondötenler uzun zamandır raflarda olduğundan kozmetik marketlerde mutlaka denk gelmişsinizdir. Her alt tona uygun birçok rengi bulunan bu fondötenleri uzun süredir denemek istiyordum fakat her zamanki gibi ülkemize belli başlı renkleri geldiği için kendime uyan rengi bulamamıştım. Yenilenen formülüyle birlikte 30 farklı rengi de raflarda yerini alınca bir indirim döneminde testerını deneyerek cildime uygun rengini satın aldım. Aldığım günden beri neredeyse her gün kullandım ve L'Oreal Paris True Match Fondöten yorumlarımı artık paylaşabilirim.

loreal paris true match

L'Oreal Paris True Match fondötenin bendeki rengi yeni gelen renklerden, nötr alt tonlu en açık renk olan ve 1N. İlk sürdüğümde rengi gözüme çok açık geldi fakat sürdüğümde yüzüm, doğru olan şekilde boynumla aynı renkte duruyor ve birkaç kullanımdan sonra bu zamana kadar boynuma göre hep koyu ya da fazla pembe alt tonlu fondötenler kullandığımı net olarak fark ettim. Ten rengime tam uyan rengiyle True Match benden ilk tanışmamızda büyük bir artı aldı.

Yenilenen formülündeki hyalüronik asit, e vitamini, aloe vera ve antioksidanlar ile cildi nemlendirerek 2 haftada cilt kusurlarını iyileştirmeyi vaat eden fondötenin cildime bakım yapmasını tabii ki beklemiyorum. Nihayetinde bir kozmetik ürünü. Fakat içeriğini hiç de kötü bulmadığımı ve her gün kullanmama rağmen sivilceye, kuruluğa ya da yağlanmaya sebep olmadığını da belirtmek isterim. Bu açıdan da beğendiğim bir fondöten oldu True Match.

loreal paris true match

30 ml'lik kapaklı, pompalı, şık bir cam şişede gelen fondötenin pompasından istenen miktarda ürün alınabiliyor. Ben genellikle günlük makyajımda bir pompadan az ürün alıyorum ve sivilce izlerim ve kızarıklıklarımdan başlayarak ürünü tüm yüzüme uyguluyorum. Yapısı çok sıvı olduğundan başlarda fırça ile uyguladım. Fırça izi kalmıyor, ürün ziyan olmuyor fakat benim cildim kuruya dönük karma olduğundan nemli sünger ile en iyi ve en doğal performansı alıyorum. 

Fondöteni dağıtmak çok kolay. Bu kış akşam rutinimde cildimi iyi bir şekilde nemlendirdiğim için bölgesel kuruluk problemi yaşamıyorum ve fondöten cildime çok güzel oturuyor. Yüzümün hiçbir yerinde pul pul görünmüyor, sivilce izlerimin üzerinde birikme ya da fondötenin tutunmaması gibi bir durum olmuyor. Sivilce izlerimi, kızarıklıklarımı biraz daha kapatmak istersem biraz daha fondöten alıp üzerine rahatlıkla uygulayabiliyorum, arttırılmaya müsait bir yapısı var.

Yapısı hafif pudralı olmasına rağmen ciltte ne çok mat, ne çok parlak, aydınlık, sağlıklı bir duruşu var. Cakey durup ben buradayım demiyor, çizgilere dolmuyor ve oksitlenme yapıp ciltte koyulaşmıyor. Bence tam bir "my skin but better" yani "cildim ama daha iyisi" fondöteni!

loreal paris true match fondöten

loreal paris true match fondöten

Olumsuz olarak söyleyebileceğim özellikleri; Maybelline Affinitone kadar olmasa da gün içerisinde telefona transfer olabiliyor, fark etmeden yüzüme dokunursam elime bulaşabiliyor ve yerinden oynayabiliyor. Sabah işe gitmeden önce sürdüğüm fondöteni akşam eve geldiğimde burnumun üzeri ve sivilce izlerimin üzerinden biraz silinmiş olarak buluyorum. Günlük olarak benim çok problem ettiğim bir şey değil, ayrıca makyaj sabitleme spreyi kullanılarak kalıcılığı bir tık daha arttırılabilir. İş sonrası önemli bir etkinlik vs. varsa o gün için ben daha kalıcı fondöten tercih ediyorum (bkz. Rimmel London Long Lasting 24H Nude Fondöten).

Uzun uzun anlattığım L'Oreal Paris True Match Fondöten yorumlarım böyleydi. Bahsettiğim olumlu özellikleri ve cildime tam uygun rengini bulabilmem sebebiyle True Match fondötenle tanıştığım için çok memnunum. Merak ettiğim başka fondötenler olsa da benim için yeniden alınacaklar arasına girdi bile.

Sevgiler!

Alışveriş #13


Şubat ayı kozmetik alışverişinden çok yakaladığım güzel indirimlerle biraz kıyafete yöneldiğim bir ay oldu. Kozmetikte de indirim zamanında elimde bulunmayan ve denemek istediğim birkaç ürün aldım, hadi neler almışım aşağıda birlikte bakalım!

maybelline total temptation maskara


1- Maybelline Total Temptation Maskara: Kirpiklerim bir süredir döküldüğü için elimdeki NYX Worth The Hype maskarayı yalnızca hafta sonları kullanıyorum. Hafta içi işe giderken sürmek üzere daha hafif yapılı bir maskara arayışına girdim ve okuduğum yorumlardan sonra denemeyi de istediğim Maybelline Total Temptation maskarada karar kıldım. Cosmetica'dan indirimle 39.90 TL'ye satın aldım. Birkaç ihtiyaç alışverişiyle birlikte yine çok hızlı ve kusursuz bir şekilde paketlenmiş olarak elime geçti. Kirpiklerimi dinlendirme amacıyla henüz kullanmaya başlamasam da ilerleyen dönemde yazısı blogda olacak.

2- NYX Sweet Cheeks Mat Allık So Taupe: NYX'in mat allık serisindeki So Taupe rengini instagramda takip ettiğim iki instagram hesabında peş peşe gördüm ve ikisi de bu ürünü kontür olarak kullandıklarından ve renginin harika bir kontür rengi olduğundan bahsediyorlardı. Elimde bir kontür ürünü olmadığından (Rimmel London Kate Sculpting & Highlighting Kit var sadece ama kontür rengi pek soğuk alt tonlu değil) ücretsiz kargo kodu da bulunca 14 Şubat indiriminde online sitesinden 35 TL'ye satın aldım. İndirim dönemi olmasına rağmen aldığım gün kargoya verildi ve ertesi gün elimdeydi, benim için güzel bir alışveriş deneyimi oldu.

gülsha micellar water


3- The Inkey List Beta Hydroxy Acid Serum: Emin olmamakla birlikte Sephoralara yakın zaman önce geldiğini düşündüğüm The Inkey List markası pek çok yabancı blog ve sitelerde The Ordinary markasına muadil gösteriliyor. Zaten ürünleri de çok benzer. Elimde hiç salisilik asit serumu bulunmadığı için Sephora'nın sitesinde görünce %2 Salisilik Asit içeren bu serumu denemek istedim. Ürün kısa zamanda elime ulaştı fakat paketleme güzel olmasına rağmen şişe çok az akıtmış olarak geldi :( Neyse ki şişenin kapağını sıkıca kapattıktan sonra şu an durduğu yerde bir akıtma sorunu yaşamıyorum. Kargo pakedinin içinde de seyahat boy Gülsha Güllü Micellar Water sample olarak geldi.



4- L'Oreal Paris Les Macarons Ultra Matte Likit Ruj - 832 Infinite Spice: Şubat ayı alışveriş dosyasını 3 ürünle kapattım derken Şubat ayının son günü Cosmetica bir güne özel kargo bedava kampanyası yaptı ve bir süredir almayı düşündüğüm L'Oreal Paris Les Macarons Ultra Matte likit rujlar %50 indirim + sepette %10 indirimle 35 TL'ye düşünce finali Infinite Spice rengi ile yapmış oldum.

Benim Şubat ayı mini kozmetik alışverişim böyleydi. Sizin Şubat ayınız nasıl geçti?

2020 Şubat Ayında Okuduğum Kitaplar 📚

 
Herkese merhaba!

Şubat ayında özellikle ikisini elimden düşürmediğim güzel kitaplar bitirdim ve paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

Kara Kitap

Orhan Pamuk'a saygım ve hayranlığım sonsuz; ama bu kitap şu ana kadar okuduğum Orhan Pamuk kitapları içerisinde en zor okunanıydı. Yani bu kitabı okumak için doğru zamanı yakalamanız gerekiyor, doğru zamanı var mı onu da bilmiyorum.

Adı gibi kasvetli romanımızda Galip, kendisini terk eden çok sevdiği eşi ve aynı zamanda amca kızı Rüya'dan bir iz bulabilmek için Rüya'nın üvey kardeşi köşe yazarı Celal'in peşine düşer. Galip'le birlikte eski İstanbul sokaklarında dolanırken bir yandan da Celal'in köşe yazılarında bir iz bir işaret aramaya çalışıyoruz. Orhan Pamuk'un okuduğum diğer romanlarında olduğu gibi Kara Kitap'ta da kalemini konuşturduğu, nokta kullanmadan yazdığı bir bölüm var ki -Aynaya Girdi Hikaye- çok ama çok güzeldi!

Sonuç olarak okuduğum için mutluyum ama sonunda bitirebildiğim için daha da mutluyum :)

orhan pamuk

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum felsefi diyaloglar, başarılı psikolojik tahliller içeren incecik bir gerilim romanı. Aslında bir nevi yol öyküsü.

Baş karakterimiz kısa süre önce tanışıp birlikte olduğu erkek arkadaşı Jack'ten ayrılmayı düşünüyor fakat çelişkili bir şekilde akşam yemeği için Jack ile birlikte Jack'in ailesinin çiftliğine ziyarete gidiyor. Yol boyunca düşündürücü diyaloglar eşliğinde biz de hem küçük ayrıntılarda Jack'ten hoşlanıyor, hem de bir şeylerin yolunda gitmediği hissine kapılıyoruz. Zaten kitabın son çeyreğinde gerilim dozu artıyor ve sürpriz finali yapıyor 💥

Netflix filmi de (I'm Thinking of Ending Things) yolda olan bu kitabı ben beklediğimden fazla sevdim, sıradan bir gerilim türünden ziyade psikolojik tahliller de içeren gerilim kitapları okumayı sevenlere tavsiye ederim. Hem ince hem de akıcı oluşuyla üç günde bitiveriyor.

"Varlığımın anlamı, hayatın bana soru sormasıdır. Veya, tam tersine, ben dünyaya sorulmuş bir soruyum ve cevabımı vermem gerekiyor, yoksa dünyanın vereceği yanıta mecbur kalırım."



Hala Zamanımız Varken

En son yazacağımı başta yazıyorum; çok ama çok güzeldi! 😍

Laurie 21 Aralık 2008 günü Londra’da çift katlı otobüsün camından bakarken durakta bir yabancıyı görür ve gözlerini alamaz. Derken yabancı ile gözleri buluşur, ilk görüşte aşk denilen şey Laurie’yi yakalar. Laurie otobüsten inip inmemeyi, yabancı otobüse binip binmemeyi düşünürken otobüs hareket eder ve birbirlerini kaybederler. Laurie 1 yıl boyunca yabancıyı her cafede, barda arar; en sonunda ev arkadaşı Sarah ile evlerinde düzenledikleri Noel partisinde bulur. 1 yıl önce otobüsün camından görüp aşık olduğu Jack O’Mara şimdi en yakın arkadaşı Sarah’nın erkek arkadaşıdır!

Bir Gün benim en sevdiğim romanlardan biridir ve uzun zamandır çoğu kitapta o tadı alamamıştım. Hala Zamanımız Varken bana Bir Gün’ü okurken hissettiklerimi tam olarak yeniden yaşattı, Josie Silver'ın kalemini de sevdim. 10 sene boyunca yaşananları Laurie ve Jack’in gözünden okuyoruz Bir Gün’deki gibi. Baştan söyleyeyim; bu kitap tatlış romantik bir yılbaşı hikayesi değil. Son sayfasına kadar buram buram hüzün dolu ve pek çok yerde Laurie’yi ve Jack’i tokatlamak istiyorsunuz. Yılbaşı ile ilgili her şeyi çok severim; birbirlerini seven fakat kalp kırıklıklarıyla dolu aşk hikayelerine de bayıldığım için ben okurken çok keyif aldım. Bir Gün’deki Em ve Dex gibi Lu ve Jack de benim favori ikililerimden oldular ♥️

Kitabın orijinal adı One Day in December; kitabın ruhuna uygun olarak yılbaşı zamanı okumak ayrı bir güzel olur. Epsilon’un hazırladığı kapağa da, aşağıya bırakacağım orijinal kapağa da ayrı ayrı bayıldım. One Day gibi One Day in December'ın da filmi çekilse ne güzel olur!


"Bazen doğru insanla yanlış zamanda karşılaşıyorsun," dedim yumuşak bir sesle."Evet," dedi. "Sonra her günü zamanı yeniden düzenleyebilmeyi dileyerek geçiriyorsun."


josie silver


Şubat ayında okuduğum kitaplar bunlardı. Genellikle kitaplarda planlı ilerleyemiyorum. O an ruh halim hangi tür okumak istiyorsa, ya da bir yerde biri bir kitap önerip ilgimi çektiyse pat diye onu alıp onu okuyorum. Mart ayına da kişisel gelişim kitapları ile başladım, geçen ay Goodreads'de önerilerde gördüğüm bir romanla devam edeceğim gibi görünüyor :) Yazıda sizin ilginizi en çok hangi kitap çekti bakalım?

Harika Bir Sürpriz 😍 - L'Oreal Paris X Watsons Kutusu


Cuma günü en sevdiğim markalardan biri olan L'Oreal Paris'ten sürpriz bir kargo aldım. L'Oreal Content Pro'dan şu yazımda bahsetmiştim; sanırım katıldığım bir projeden kazandığım bu kutu içerisinde, hali hazırda çok severek kullandığım ve yakın zamanda almayı düşündüğüm ürünler olunca süper mutlu oldum ve hem içeriğinden bahsetmek, hem de ürünler hakkında kısa ön bilgiler paylaşmak amacıyla bu postu hazırladım. Mart ayının bu ilk blog yazısını umarım keyifle okursunuz.

Üzerinde L'Oreal Paris X Watsons yazılı, mıknatıs kapaklı, oldukça şık olan bu kutu içerisinde, özel bir notla birlikte L'Oreal Paris'in en sevdiğim serilerinden aşağıdaki ürünler geldi.

loreal content pro

✨ Volume Million Lashes Maskara
✨ Les Chocolats Ultra Matte Likit Ruj - 842 Candy Man
✨ Color Riche Shine Ruj - 112 Only in Paris
✨ Matte Signature Eyeliner
✨ Glow Cherie Işıltı Veren Renkli Nemlendirici
✨ Cherie On The Cake Allık & Bronzer


L'Oreal Paris maskaralarıyla genellikle kirpiklerim iyi anlaşır. Tek tek ayrılmış hacimli ve etkileyici kirpikler vaat eden Volume Million Maskara'yı daha önce kullanmamıştım, beklentilerim iyi yönde. Elimdeki NYX Worth The Hype ve Maybelline Total Temptation maskaralardan sonra kullanıp yorumlarımı blogda paylaşıyor olacağım.

loreal paris les chocolats candy man

Çikolata kokulu Les Chocolats mat likit rujlardan pembe nude rengindeki Candy Man, koyu renk göz makyajarıyla çok yakışacak bir renk. Bu seri ile ilgili klasik likit mat rujlar gibi dudakları çılgınlar gibi kurutmaması, dudaktan gün boyunca hiç silinmemesi gibi olumlu yorumlar okumuş ve geçen hafta Les Macarons serisinden 834 Infinite Spice rengini sipariş etmiştim. Kalıcı likit mat rujlar çok fazla tercih ettiğim ürünler değildi ve beklentilerim epeyce yüksek olan bu iki ruju denemek için sabırsızlanıyorum!

loreal paris color riche shine only in paris

Yaz aylarında mat rujların yerini benim için fresh bir görünüm veren parlak rujlar ve glosslar alıyor. Color Riche Shine serisinden yine pembe renkteki Only in Paris ruju bu yaz bol bol kullanmayı düşünüyorum. Zaten makyaj koleksiyonumda rujlarımın neredeyse tamamına yakınını L'Oreal Paris markası oluşturuyor. Hem renk hem de yapı olarak L'Oreal rujları gerçekten çok beğeniyorum.


Eyelinerlı göz makyajlarına içim gitse de düşük göz kapaklarına sahip biri olarak eyelinerı kendime hiç yakıştırmıyorum. Dipliner kategorisinde gösterilen ve son derece kolay uygulama vaat eden bu Signature Eyeliner'ı gerçekten merak ettim ve bu kez kendime yakışan bir eyeliner çekebilirim belki, ne dersiniz?


Glow Cherie Işıltı Veren Renkli Nemlendirici'yi severek takip ettiğim bloglarda görmüş ve hakkında hep iyi yorumlar okuduğum bu ürünü yaza doğru almayı planlamıştım. Kutudan çıkması benim için harika bir sürpriz oldu! Bu bahar ve yaz aylarında bol bol kullanıp yorumlarımı paylaşacağım.


Daha önce blogda inceleme yazısını paylaşmış olduğum (yazı için TIKTIK) Cherie On The Cake Allık & Bronzer aldığımdan beri elimden düşmedi. Benim için hem günlük, hem özel gün makyajlarımda kullandığım harika bir ikili ve yedeklendiğine sevindim.


Gönderdikleri bu harika kutu için L'Oreal Paris Makyaj ekibine çok teşekkür ediyorum.

Güzel bir hafta ve güzel bir ay olsun!

Bitenler #13


Instagram hesabımda bu ay biten ürünleri fazla biriktirmeden paylaşmak amacıyla story mi blog mu şeklinde bir anket yapmıştım. Sonuç hiç beklemediğim şekilde blog çıktı. Hatta o kadar beklemiyordum ki fotoğrafları bile instagram hikayelere uygun olarak çekmiştim 🙈 Sonuç olarak her zaman gönlüm blogdan yana olduğu için biten kozmetik ürünlerimi paylaşmaya seve seve başlıyorum.

Pembe renkli ürün başlıklarına tıklayarak inceleme yazılarına gidebilirsiniz.

farmasi dr tuna çörekotu yağı şampuan

1- Farmasi Dr. C.Tuna Çörekotu Yağı Şampuanı: Annemin kendi için sarımsaklı çeşidini alırken benim için de Çörekotu Yağı içeren çeşidini aldığı bu şampuanı başlarda çok sevmiştim. İnce telli, kabarık ve aşırı dolaşan yapıda saçlarım için ilk defa duşta saç kremi kullanmaya gerek duymadım. Başlarda gün aşırı yıkadığım saçlarımın yağ dengesini değiştirmese de birkaç hafta sonra saçlarımın ikinci gün biraz daha fazla yağlandığını fark edince başka şampuana geçtim.

2- Isana Saç Spreyi: İndirimlerde fiyatı çok uygun ve eşim gayet memnun. Yenisini aldık bile.

3- 8x4 Deodorant Inspire: Alüminyum içermeyen 8x4 deodorantların kokularını beğeniyorum. Inspire çeşidi de serideki favorilerimden oldu. Yalnız bu deodorantların performans olarak çok başarılı olduklarını düşünmüyorum. Yine de ara sıra alabilirim.

4- Yves Rocher Pure Calmille Micellar Cleansing Oil: Bu yağdan 3. şişem falan sanırım. İşini gayet iyi yapan piyasadaki en uygun fiyatlı makyaj temizleme yağlarından biri. Bitmeden yedeklemiştim, değiştirmeyi de düşünmüyorum.

maybelline color tattoo creme de nude

5- Isana Asetonsuz Oje Çıkarıcı: Ürün gayet güzeldi fakat şişesinin ağzı çok geniş ve tıpa olmadığından fazla fazla dökülüp kısa zamanda bitti. Yeniden alınabilir.

6- Maybelline Color Sensational Ruj 553 Glamourous Red: Seneler önce aldığım ilk kırmızı rujum olan bu rujun günlük olarak da kullanılabilecek harika bir tonu ve dudağı kurutmayan nemli şahane bir yapısı vardı. Hatta kendisi Mac Brick-O-La ruja muadil olarak gösteriliyordu. Gösteriliyordu diyorum çünkü maalesef kaldırıldı ve benim elimdeki de bitmemiş olmasına rağmen seneler geçip miadını doldurduğu için ne yazık ki çöpe gidiyor :(

7- Maybelline Color Tattoo 24H Krem Far Creme De Nude: Serinin ilk mat farlarından ten rengi bu krem farı göz kapaklarımı nötrlemek amacıyla günlük makyajımda uzun bir süre kullandım. Yapısı çok kuru ve çok kötüydü, sürerken hep topaklanıyordu. Artık kullanmak istemediğim için bitmesine az kala çöpe gönderiyorum.

8- L'Oreal Paris Lash Paradise Extatic Maskara Sandalwood Wonder: İlk kahverengi maskaramdı ve rengini, verdiği hacim ve hafif kıvırma etkisini çok beğendim! Üstelik siyah çeşidi kadar çabuk kurumadığından daha uzun süre kullanabildim. Başlarda kokusu rahatsız etse de zamanla azaldı ve sorun olmadı. Kahverengi maskara arayanlara tavsiyemdir.

Az ve öz bitenlerimi umarım severek okumuşsunuzdur. İçlerinde ortak bitirdiklerimiz var mı?